T.C. İçişleri Bakanlığı e-icisleri projesi Bilgi Edinme İnsan Hakları Başvuru Formu e-mevzuat bilgi sistemi TC Kimlik no sorgulama Resmi Gazete
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Serik Protokol Listesi
 
 
bize ulaşın
 
 
 
 
 

 

 

Sadece Anadolu'nun değil tüm Akdeniz havzasının en iyi şekilde koruna gelmiş Roma dönemi tiyatrosuna sahip Aspendos Antik Kenti, Antalya-Manavgat karayolunun 48. kilometresinde ve yolun 4 kilometre kadar kuzeyinde yer alır. İlçemiz Belkıs Beldesi'nde bulunan antik kent, Yunan efsanesine göre, Truva Savaşı'ndan sonra Pamphylia'ya gelen kahraman Mopsos liderliğindeki Argive kolonicileri tarafından kurulmuştur. Aspendos bölgede kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biridir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunan Aspendos, Köprüçay Irmağı ile limana bağlanmaktadır.

Aspendos'un en önemli yapısı; tanrılara ve devrin imparatorlarına adanan, Roma tiyatro mimarisinin ve yapım tekniğinin son çizgilerini sergileyen tiyatrosudur. 15-20 bin kişi kapasiteli Aspendos Tiyatrosu İmparator Marcus Aurelius devrinde (M.S. 161-180) Theodoros'un oğlu mimar Zeno tarafından inşa edilmiştir. Atatürk'ün 1930 yılında ziyaret ederek onarılmasını istediği Aspendos Tiyatrosu'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı organizatörlüğünde her yıl aynı isimle 'Opera ve Bale Festivali' düzenlenmektedir. Günümüzde ziyaretçiler yapıya epey sonra inşa edilen ön cephedeki kapıdan girerler. Seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için dolaşım kolaylığı sağlamak amacıyla giderek yayılan merdivenler yapılmıştır, aşağı bölümde orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı 10 iken bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21'dir. Daha sonraki bir tarihte yapıldığı düşünülen 59 kemerli galeri, üst Caeva'nın bir ucundan diğer ucuna uzanır. Hiç şüphesiz tiyatronun en dikkat çekici öğesi sahne binasıdır. Yığma taştan yapılan iki katlı bu binanın alt katında, sanatçıların sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı vardır.

Her yıl on binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği tiyatro olağanüstü akustiğiyle de meşhurdur. Orkestranın ortasında çıkartılan en ufak bir ses bile üst sıradaki galerilerden rahatlıkla duyulabilmektedir. Zengin bir kültürel mirasın ortasında yaşayan Anadolu asilzadeleri şehirlerle ve onların etrafında bulunan anıtlarla ilgili hikâyeler yaratmışlardır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu hikâyelerden biri Aspendos Tiyatrosu ile ilgilidir. 'Buna göre; Aspendos Kralı, şehre kimin en fazla hizmet sunabileceğini görmek için bir yarışma düzenleyeceğini ve kazananın kızı ile evlenebileceğini ilan eder. Bunu duyan sanatkârlar son hız çalışmaya koyulurlar. Nihayet karar günü geldiğinde, kral herkesin çabasını bir bir inceler ve iki aday seçer. Bu adaylardan birincisi, şehre su kemerleri yolu ile çok uzak mesafelerden su getiren bir sistemi kurmayı başarmıştır. İkinci aday ise tiyatroyu inşa etmiştir. Kral birinci adaydan yana karar vermek üzere iken tiyatroya bir daha bakması istenir. Tiyatronun en üst galerisi civarında gezinirken nereden geldiği belli olmayan bir sesin derinden ve defalarca 'Kralın kızı bana verilmeli.' dediğini duyar. Büyük bir şaşkınlık yaşayan kral, sesin nereden geldiğini arar ancak kimseyi bulamaz. Bu kişi, tabii ki, yarattığı şaheserin akustiği ile övünen ve sahnede çok kısık bir sesle konuşan tiyatronun mimarının ta kendisidir. Sonunda güzel kızı mimar kazanır ve düğün töreni de bu tiyatroda yapılır.'

 

Aspendos'un başlıca diğer kalıntıları tiyatronun arkasında, Acropolis'in yukarısındadır. Tiyatronun yanından başlayan bir patikadan ulaşılan Acropolis'te karşılaşılan ilk yapı, 27x105 metre ölçülerindeki bazilikadır. Bazilika, Romalılar tarafından icat edilen mimari bir yapıdır. Roma bazilikaları farklı amaçlar için kullanılırdı ancak bunların hepsi toplumla ilgili meseleler olurdu. Bu binalarda mahkemeler ve alışveriş pazarları kurulurdu.

Bazilikanın güneyinde, şehirdeki ticari, sosyal ve politik faaliyetlerin merkezi olan üç yanı evlerle çevrili agora vardır. Batıya doğru gidildiğinde, az ileride, stoanın (gezinti caddesi) arkasında hepsi bir sırada olan eşit büyüklükte on iki dükkân bulunmaktadır.

Agoranın kuzeyinde, bugün sadece ön duvarı ayakta duran, genişliği 32.5 metre, yüksekliği 15 metre olan iki katlı nymphaeum vardır.

Nymphaeumun arkasında alışılmadık planlı, ya konsey üyelerinin toplandıkları bir bouleterion (konsey odası) ya da (müzik konserleri verilen ya da tiyatro oyunları oynanan) odeon olarak kullanılan bir bina bulunur.

Aspendos'un gözden kaçırılmaması gereken bir diğer kalıntısı olan Su Kemerleri kente 25 km. uzaklıktaki Toros dağlarından ve vadilerden su getirmiştir. Olağanüstü bir mühendislik becerisini ortaya koyan ve eski çağlardan günümüze kalan nadir örneklerden olan kemerler dizisi ile su, kaynağından 15 metre yüksekliğindeki kemerlerin üzerinde, oyulmuş taş bloklardan oluşan bir kanal aracılığıyla şehre getirilirdi. Su, kemerin bitim noktasının her iki tarafında bulunan 30 metre yüksekliğindeki kulelerde biriktirilir ve buralardan şehre dağıtılırdı. Mimari özellikleri ve yapılış teknikleri, su kemerinin M.S. ikinci yüzyılın ortalarına ait olduğunu gösterir.

 

 

Nisan-Ekim

Yaz Açılış Saati

Nisan-Ekim

Yaz Kapanış Saati

Kasım-Mart

Kış Açılış Saati

Kasım-Mart

Kış Kapanış Saati

Tatil Günü

09.00

19.00

08.00

17.00

Yok

Gişeler müze kapanış saatinden yarım veya bir saat önce kapanmaktadır.

 T.C.Serik Kaymakamlığı
  2016  - ISAY2 
Orta Mahalle Atatürk Caddesi Serik - Antalya | Telefon: (242) 722 10 04 Faks: (242) 722 14 04